‘Deneme’ Kategorisi için Arşiv

Temcit Pilavı

Yayınlandı: 05 Mayıs 2017 / Deneme

H1007-L16976219

Zaman eskisi kadar yavaş akmıyor artık. Bir bahar daha işte. Kalbim yine uçarı bir kuş.

Temcit pilavı. Yorulsak da yeniden, yeniden, bir daha, bir daha…

Gökdelenler, merdivenler, kuyular, acı bir tat, köpekler, ıssız bir sahil, eskimiş bir piyano, kuru bir öpücük, devrik cümleler, eski şarkılar, bazen…

Yaşayacağım işte. Sonsuz bir döngü bu sanki.

Ve kalbim uçarı bir kuş gibi hala…

 

Reklamlar

Don Kişot

Yayınlandı: 24 Ekim 2015 / Deneme, Politika

Bir kalp; sanki yeldeğirmenlerine karşı Don Kişot biteviye atıyor ve hep gergin bir ruhun eşlikçisi, hep yalnız, mutsuz değil ama yalnız işte hep yalnız…
Veremem daha fazla, gidemem buralardan, uçarım belki.

Kapitalizm Nedir?

Yayınlandı: 08 Mayıs 2015 / Deneme

1İş hayatında sadece ucuz işgücüne değil, kendini iyi sayılabilecek düzeyde yetiştirmiş, hayata-insanlara duyarlı, dünyayı bilen adama sürekli kendini yetersiz hissettirip başına gelebileceklere karşı hazırolda tutma halidir kapitalizm. Kendine ve çevresine yapılan tüm haksızlıklarda susup oturacak denli sindirmek ve pasifleştirmektir. Üzerine binbir türlü sorumluluk yükleyip, geri dönülmesi zor noktalara getirip, sonra da kenarda bekleyen havuç uğruna “yeter” diyemeyecek bireyler yetiştirme sanatıdır. Gününün dörtte üçünü geçirdiği iş ortamında bunalıp kendini ve hayatı sorgulayan insana, “aman boşver ya, işi işte bırakacaksın, takmayacaksın hiç birşeyi,” dedirtecek ve kendince rahatlayıp mutlu olduğunu sandıracak kafa yapısını adım adım inşa etmektir. Kendisine öğretilen doğruları içselleştirip, ne dünya görüşü ne hayat tarzı ne de ekonomik çıkarı o yönde olmamasına karşın farkında olmadan sistemi onaylayan, dahası onun bekçiliğini ve avukatlığını yapan şaşkınlar üretme projesidir. İnsana en canı sıkkın, baskı altında ve öfkeli olduğu zamanda bile profesyonel görünmeyi bir erdem olarak belletip, en insani ve haklı tepkiyi bile gösteremeyecek, iki çift laf söyleyemeyecek formata sokmaktır. Tüm bu sıkıntıların telafisini –sanki mümkünmüş gibi- özel hayatta arayan, orada da gayriihtiyari saçmalayıp en sevdiklerini hırpalayan zavallılar yaratma makinasıdır.

Untitled

Yayınlandı: 27 Kasım 2014 / Deneme

Tüm geçmiş hayal kırıklıklarımı, anlaşılmamışlıklarımı, yalnızlıklarımı, eksik bilgilendirmelerimi, öyle sanmışlıklarımı, adımlarını, boynundaki anlamını bilmediğim kolyenin anlamını, tüm aşklarımı, Pink Floydlarımı, Marillionlarımı, gözlerindeki sevecen bakışları, transference’larımı, bacak bacak üstüne attığında dizlerinin kıvrımını, boynunun çukurundaki, ense kökündeki aromayı, “waiting on the rain like a sugar mice”ları, David Gilmour sololarını, ellerinin-parmaklarının çaresiz kıvrımlarını, kim için sürüldüğü belirsiz kırmızı ojelerini, dudaklarındaki her şeyi bilen/çözmüş buruk kıvrımı, şu hayatta hiçbir istediğim kadını elde edememenin bittersweet tadını, eski dostlarla iki lafın belini kıramamaları, rakıyı-çakırkeyif olmanın kaygısızlığını, hiçbir şeye yeniden başlayamamayı, eski bir şarkının hüznünü, yarı sarhoş yazmanın rahatlığı ve endişelerini, anlam arayışlarını, geç kalmışlıkları, Zen Budizmi-Tao’yu, sayısız kez yeni şans elde etmeyi-Karmayı, La Gazza Ladra’yı, “the fool escaped from paradise”ı, “can you still say you love me”yi, Oğuz Atay’ın gururlu yalnızlığını; beyaz mantolu adamı, puslu İstanbul sabahlarını, kafamın içinde aç kalmış kaplanları, herşey ortaya döküldüğünde/saçıldığında saklanamayacak tutkuları, kimseninanlamadığıdelisaçmasısayıklamalarımı, omuzlarından aşağı kayıverecek ipeksi giysileri, yakalanma korkusunu, sokakta görsem tanımayacağım lise aşklarını, başka dünyaları-başka olasılıkları, hiç bir zaman kavrayamayacağım fizik kanunlarını, Kubrick’i, sevgi-nefret-kayıtsızlığı, içimize yapılan yolculukları/bunların tek gerçek yolculuk olmalarını, inanamamanın gücünü ve çaresizliğini, şu dünyaya atılıveren Camus’yü, Joyce’dan küçük bir bulut’u, bir umut bir belki peşinde süregiden hayatları, “pass through the fire to the light”ı, Boğaz’ın suları çekildiğinde karşımıza çıkabilecek mucizeleri, belki ancak düşlerde karşıma çıkabilecek naif sevgiyi, bir zamanların saf ve tatlı beklentilerini, bir fotoğrafın mucizesini, geri gelmeyecek-kaçırılmış fırsatları, nefesinin sıcaklığını…

The Heart Asks For Pleasure First.

Michael Nyman – The Heart Asks Pleasure First/The Promise – Edit