Kasım, 2014 için arşiv

Untitled

Yayınlandı: 27 Kasım 2014 / Deneme

Tüm geçmiş hayal kırıklıklarımı, anlaşılmamışlıklarımı, yalnızlıklarımı, eksik bilgilendirmelerimi, öyle sanmışlıklarımı, adımlarını, boynundaki anlamını bilmediğim kolyenin anlamını, tüm aşklarımı, Pink Floydlarımı, Marillionlarımı, gözlerindeki sevecen bakışları, transference’larımı, bacak bacak üstüne attığında dizlerinin kıvrımını, boynunun çukurundaki, ense kökündeki aromayı, “waiting on the rain like a sugar mice”ları, David Gilmour sololarını, ellerinin-parmaklarının çaresiz kıvrımlarını, kim için sürüldüğü belirsiz kırmızı ojelerini, dudaklarındaki her şeyi bilen/çözmüş buruk kıvrımı, şu hayatta hiçbir istediğim kadını elde edememenin bittersweet tadını, eski dostlarla iki lafın belini kıramamaları, rakıyı-çakırkeyif olmanın kaygısızlığını, hiçbir şeye yeniden başlayamamayı, eski bir şarkının hüznünü, yarı sarhoş yazmanın rahatlığı ve endişelerini, anlam arayışlarını, geç kalmışlıkları, Zen Budizmi-Tao’yu, sayısız kez yeni şans elde etmeyi-Karmayı, La Gazza Ladra’yı, “the fool escaped from paradise”ı, “can you still say you love me”yi, Oğuz Atay’ın gururlu yalnızlığını; beyaz mantolu adamı, puslu İstanbul sabahlarını, kafamın içinde aç kalmış kaplanları, herşey ortaya döküldüğünde/saçıldığında saklanamayacak tutkuları, kimseninanlamadığıdelisaçmasısayıklamalarımı, omuzlarından aşağı kayıverecek ipeksi giysileri, yakalanma korkusunu, sokakta görsem tanımayacağım lise aşklarını, başka dünyaları-başka olasılıkları, hiç bir zaman kavrayamayacağım fizik kanunlarını, Kubrick’i, sevgi-nefret-kayıtsızlığı, içimize yapılan yolculukları/bunların tek gerçek yolculuk olmalarını, inanamamanın gücünü ve çaresizliğini, şu dünyaya atılıveren Camus’yü, Joyce’dan küçük bir bulut’u, bir umut bir belki peşinde süregiden hayatları, “pass through the fire to the light”ı, Boğaz’ın suları çekildiğinde karşımıza çıkabilecek mucizeleri, belki ancak düşlerde karşıma çıkabilecek naif sevgiyi, bir zamanların saf ve tatlı beklentilerini, bir fotoğrafın mucizesini, geri gelmeyecek-kaçırılmış fırsatları, nefesinin sıcaklığını…

The Heart Asks For Pleasure First.

Michael Nyman – The Heart Asks Pleasure First/The Promise – Edit

Reklamlar

Sugar Mice & The Last Straw

Yayınlandı: 21 Kasım 2014 / Müzik

Eskilerden. Marillion. Benden başka hatırlayan var mı bu İskoçları, Fish’i?

SUGAR MICE

I was flicking through the channels on the TV
On a Sunday in Milwaukee in the rain
Trying to piece together conversations
Trying to find out where to lay the blame
But when it comes right down to it there’s no use trying to pretend
For when it gets right down to it there’s no one here that’s left to blame
Blame it on me, you can blame it on me
We’re just sugar mice in the rain

I heard Sinatra calling me through the floorboards
Where you pay a quarter for a partnership in rhyme
To the jukebox crying in the corner
While the waitress is counting out the time

For when it comes right down to it there’s no use trying to pretend
For when it gets right down to it there’s no one really left to blame
Blame it on me, you can blame it on me
We’re just sugar mice in the rain

‘Cos I know what I feel, know what I want I know what I am
Daddy took a raincheck
‘ Cos I know what I want, know what I feel I know what I need
Daddy took a raincheck, your daddy took a raincheck
Ain’t no one in here that’s left to blame but me
Blame it on me, blame it on me

Well the toughest thing that I ever did was talk to the kids on the phone
When I heard them asking questions I knew that you were all alone
Can’t you understand that the government left me out of work
I just couldn’t stand the looks on their faces saying, “What a jerk”

So if you want my address it’s number one at the end of the bar
Where I sit with the broken angels clutching at straws and nursing our scars
Blame it on me, blame it on me,
Sugar mice in the rain, your daddy took a raincheck

THE LAST STRAW

Hotel hobbies padding dawns hollow corridors
A typewriter cackles out a stream of memories
Drying out a conscience, evicting a nightmare
Opening the doors for the dreams to come home
We live out lives in private shells
Ignore our senses and fool ourselves
To thinking that out there there’s someone else cares
Someone to answer all our prayers

Are we too far gone, are we so irresponsible
Have we lost our balls, or do we just not care
We’re terminal cases that keep talking medicine
Pretending the end isn’t quite that near

We make futile gestures, act to the cameras
With our made up faces and PR smiles
And when the angel comes down, down to deliver us
We’ll find out that after all, we’re only men of straw

But everything is still the same
Passing the time passing the blame
We carry on in the same old way
We’ll find out we left it too late one day to say what we meant to say

Just when you thought it was safe to go back to the water
Those problems seem to arise the ones you never really thought of
The feeling you get is similar to something like drowning
Out of your mind, you’re out of your depth, you should have taken soundings
Clutching at straws, we’re clutching at straws

And if you ever come across us don’t give us your sympathy
You can buy us a drink and just shake our hands
And you’ll recognise by the reflection in our eyes
That deep down inside we’re all one and the same

We’re clutching at straws
We’re still drowning Clutching at straws